18 Ekim 2012 Perşembe

Sana geldim boynu bükük


Ya Rabbi… 
Kapında bir mücrim biçare, boynu günahtan bükük, 
gönlü rahmetinden umutlu irfan deryandan zerre kadar ümit beklerken,  
kalbi pas tutmuş bir kıtmırin cızırtısı ile der ki:

Ey Gönülleri Terbiye Eden Rabbim! 
Var ettiğin bu can, aşkın ateşi ile harab olup cemalini özlerken, 
hılkiyetini bilmeden varlığınla var olmanın sevdasını ister..

Ey Elestü bi Rabbikum sualinin sahibi! 
Ezel bezminde bir arada bulundurduğun sevdiklerinden ayırma bizi bu fani alemde. 
Hüzn-ü aşkın şerbetini içmeyi nasib eyle bizlere de..

Masivadan, dünyadan, paradan, maldan, mekandan, zamandan, 
sıyrılsak da, kendimizden sıyrılmayı beceremedik, 
maskemiz içinde mahcub ve mücrim kapına durduk.

Şu beden ruhunda af dilemeye yüzümüz olsa, 
önce adını ömründe bir kez dahi diline alarak 
Rabbim diyen kullarını affetmeni taleb ederdik; 
lakin günah deryasını dolduracak kadar kir ile huzurunda blunmaktan 
kaçmayı tercih eder olduk, 
bize sevenlerin dualarıyla temizlenmeyi nasib eyle…

Kabule şayan hiçbir amelimiz olmadığını görerek,
rahmetinin büyüklüğünü hayal eden bir dil ile, aşkına kavuşmaya talib olduk. 
Aşkın ile yanan aşıklarla avut bizi. 
Aşk ateşinde kavrulup temizlenmeyi nasip eyle, 
mecazdan hicaza, hicazdan ilahi aşkına kabul buyur…

Zatının büyüklüğünü anlatmaya dimağı yetmeyen bu günahkara, 
kendi acziyet ve küçüklüğünü anlamayı da nasib eyle…

Âmin... Âmin... Âmin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder