27 Şubat 2013 Çarşamba

En güzel okul Anne'dir...

Çocukları iyi bir okula göndermeden önce,
ögretmeni kendi annesi olan iyi bir eve kaydettirmek lazım. 
En güzel okul, evde ki okuldur.
Yani Anne'dir.

Nureddin Yıldız

24 Şubat 2013 Pazar

Alan Sen'sin, veren Sen'sin...


Allâh'ım, yazmak, söylemek kolay;
hatanın yangınını yürekte hissetmeyi lutfeyle!
Gözyaşlarıyla günah yangınlarını söndürüp
kalp bahçemizi yeşertebilmekle ikram et, şu âciz kullarına!
Ve rahmet ümidinin sıcaklığıyla cennet iklimlerinden bereketlendir kalplerimizi!
Günahımız çok, nisyânımız haddinden efzûn!...
Lâkin ümidimiz, rahmetin!
"Ârif olan, kusur ve kirlerini, kişinin önüne sermez." 

(F. Attar) diyor velî kulun!..

Yâ Rab, âriflerde tecellin bu ise, Zât'ındaki "es-Settar" sıfatının gölgesi altına al bizleri…
Hani çocuk hatasını anlar da dudağını büker, bakamaz annesinin yüzüne;
benim de yüzümü kaldıracak yüzüm yok… Lâkin:
"Kulumun zannı üzereyim!.." buyuran Yâ Rahmân, Yâ Settâr!
Ve Rahîm olan Allâh’ım, 

îmansızlara dahî merhamet edip cömertçe nîmetler lutfeden Allâh’ım!..
Zâtından rahmet ümidi bekleyen şu âciz kullarını mahzûn eyleme.
"Ey Rabbimiz, unuttuğumuz yahud hata ettiğimiz şeylerden dolayı 
bizi muâheze etme!
Ey Rabbimiz bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme!
Ey Rabbimiz, tâkat getiremeyeceğimiz bir şeyi bize yükleme!
Bizleri af et, mağfiret et, bizleri rahmetin içine al!
Sen bizim Mevlâ’mızsın! Artık kâfirler güruhuna karşı bize yardım et!"

(el-Bakara, 286)

Sana, yine Sen'in öğrettiklerinle sığınmadayız.
Âciziz, câhiliz, nefsimize karşı zâlimiz…
Sen her birimize ilim, amel ve nusret ihsan et, ey yüce Allah'ım!..
Alan Sen'sin, veren Sen'sin, kılan Sen!
Ne verdinse odur, dahî nemiz var?!


 Aziz Mahmud Hüdâyî Hz.

İlave


İki dost, hayat üzerine konuşuyorlardı.

Biri, "ben kendime hep şunu derim;
'her gününü, o gün hayattaki son gününmüş gibi yaşa' dedi.

Diğeri, "Çok güzel. Buna bir ilâvem olacak. 
Karşılaştığın her insana, o insan,
dünyada son gününü yaşıyormuş gibi davran" dedi.

alıntı

Ölüm var

Dünyaya biraz düşkün olduğum vakit,
Telefonumun 'hatırlatmalar' bölümüne "ölüm var" yazıyorum.
Böylece, saat başı uyarı geliyor:
Ölüm var!

İbrahim Tenekeci

Kadere meydan okumayın...


"Ben olsaydım mutlaka şunu yapardım veya asla buna izin vermezdim" 
gibi iddialardan çekinin. 
Hayat hakkında iddiada bulunmak, Kaderin sahibine meydan okumaktır. 

"Şöyle yapmayı dilerdim veya inşallah böyle yapacağım” 
deyin de iddianızın başınıza gelmesinden kurtulun. 

Hayatınız, kalbinizden geçen veya ağzınızdan çıkan 
iddialarınızla sınanmakla geçecek.

 Dr. Muhammed Bozdağ

21 Şubat 2013 Perşembe

Halkı inciteni Allah sevmez

Seni incitenlerin özürlerini kabul et.
Halkı inciteni Allah sevmez. Böyle bir huy dindar birine yakışmaz. 
Zulümle bir kalbi yaralayan, o yarayı kendi vücûdunda açmış olur.
Kendi ayıbını görebilenlerin ruhlarında bir kuvvet belirir. 

Ahmaklığın alâmeti şunlardır: 
Kendi ayıbını görmeyip de başkalarının kusurunu aramak.
Gönlüne cimrilik tohumu saçtığı hâlde cömertlik ummak. 
Ahlâkı ile halkı hoşnud etmeyen kimsenin Allah katında hiçbir değeri yoktur.

Hastaları ziyâret et, çünkü bu Peygamber sünnetidir. 
Elinden gelirse susuzları suya kandır. 
Meclislerde insanlara hizmet et.
Yetimlerin hâl ve hatırlarını sor ki, Allah seni azîz eylesin. 
Çünkü yetimin bir anlık ağlaması bile, arş-ı âlâyı titretmeye yeter.
Bir yetimi ağlatan zâlim, cehennem ateşine odun olur.
Hasta bir yetimi sevindiren, kendisi için cennet kapısını açmış olur. 
Allah yolunda ne verirsen, öz malın odur. Geri kalanın hesâbı vardır. 

Feridüddîn Attar (ks.)

20 Şubat 2013 Çarşamba

Biz O’nu anlatamadık…

"… O kendini anlatmıştı.
Çeyrek asırlık bir zaman içinde yarı yer onun sesini duymuştu.

Beşerin beşte biri Lebbeyk ya Rasulullah  (sallalahu aleyhi ve sellem)
deyip karşısında dize gelmişti.

Ama biz duyuramadık…"

19 Şubat 2013 Salı

Sır saklamak

Sır saklamak, bir irade imtihanıdır.
Bu imtihanı kazanmayan, hayatta hiçbir imtihanı kazanamaz.

Hz. Ali (r.a)

Günahlar ve kusurlar

Sevaplarımdan vazgeçtim. 
Yeter ki Rabbim'in huzuruna günahlarım ve 
kusurlarımla çıkmayayım.

Hz. Ömer (r.a)

18 Şubat 2013 Pazartesi

Yaklaşma emri

Değil mi ki isteğe yaklaşınca , istememeyi istemek artık imkansızlaşır. 
Bu yüzden değil mi Rabbim, 
Senden gelen yasaklar 'yapma' ile değil 'yaklaşma' emri ile başlar…

Nazan Bekiroğlu

17 Şubat 2013 Pazar

Etme


Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. 
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. 

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? 
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. 

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. 
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme. 

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için... 
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme. 

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi, 
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme. 

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. 
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme. 

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan. 
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme. 

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer; 
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme. 

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi, 
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme. 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize, 
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme. 

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle. 
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme. 

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı. 
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme. 

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil. 
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme

Hz. Mevlâna