6 Ocak 2013 Pazar

Sevmek...

Bazen dayanmaktır sevmek;
hayat nereden vurursa vursun ayakta durabilmek…

Bazen yaşamaktır sevmek;
soluksuz ciğer gibi sevgisiz kalbin duracağını bilmek…

Bazen ağırdır sevmek;
sevdiğine layık olabilmek…

Ve bazen hayattır sevmek; 
birini çok uzaktayken bile, yüreğinde taşıyabilmek…

Özdemir Asaf

5 Ocak 2013 Cumartesi

İmtihan bâbında

Sev, yardımlaş, paylaş, selamlaş, dertleş; ama dayanma...
Dayanağın Hakk olsun, dostun da...
İşte o vakit, gelen de giden de bir olur.
Say ki sen bir kıyısın, gelip gidenler dalga...
Kimi okşar, kimi vurur, kimi değer geçer. 
Kimine mest olursun o dalgaların, kimine sinir...
Kimi zoruna gider, kimi hoşuna...
De ki! Rabbim, şu deryanın sahibi sensin! 
O halde bana, mahiyeti, şiddeti 
ve ziyareti ne şekilde olursa olsun, dalgalarını sevmeyi;
fakat her birinin ne de gelip geçici olduğunu unutmamayı nasip et!
Zira dalga bazen bir kişi, bazen bir olay olur da, imtihan bâbından geliverir...

Neslihan Nur Türk

Göz yaşların aksın


Hep sevindirici şeyler arama. 
Bazan seni üzecek şeylere yönel. 
Ağla, göz yaşların aksın. 
Çünkü Allah, göz yaşı akıtanları çok sever. 

Hz. Ebul Hasan-ı Harakani

Mutluluk kaynağı

Yorgun kalpler için 
duâdan daha dinlendirici bir mutluluk kaynağı yoktur. 

Muhammed Bozdağ

Dokunmak...


Bir elin hissediş hikâyesidir, bu satırlar… 
Gözler ellere takılır önce… Hüzünlü yüzüyle karşılıklı bakışmadadır eller… 
Anlar ki, orada yüzlerce kalp beklemektedir…
Ve yumruk olur eller ağırlığıyla yükün, yere doğru eğilir. 
Yapabileceği çok şey... 
vardır ellerin ve hissetmesi gereken paha biçilmez duygular… 
Bir kalbe dokunmak gereklidir şimdi… Boşuna değildir, hiçbir şey… 
Ve hiçbir şey kalplere giden yoldan daha anlamlı değildir. 
Yalnızca farkına varmak gerekir. 
Bir dokunuş, on parmağın ve de bir yüreğin yapabileceği şeylerdir. 
Ve bir eldir, şimdi yollarda olan… Bir kalbe dokunmaktır sevincinin adı… 
Tek isteği, sonu olan kâinatı aşmaktır, ulaşmaktır sonsuzluğa… 
Ve bunu bilir ki, kalpleri hissederek yapacaktır. 

Bir tabela vardır yolun başında, "Dokunmak nedir?" yazılıdır. 
Ve dokunmak, kalplere giden yolda anlatılacaktır. 
Muhtaç olan her kalbe uzanmaktır, dokunmak… 
El olmaktır, yüreklere serpilen sevinç tohumlarını taşıyan… 
Bir yetimin saçını okşamaktır. 
Bir tas çorbansa içtiğin şu dünyada, onu da paylaşmaktır. 
Ve dokunmak, yardım eli olmaktır… 
Tebessümünse tek servetin, onu da cömertçe sunmaktır… 

Dokunmak… 
Keşfetmektir, sevgiye aç olan kalpleri… 

Dokunmak… 
Aç olan karınların, ekmek kokulu sevgisidir. 
Bayramlarda beklenen bir parça etin rüyasıdır dokunmak… 
Kulluğun en anlamlı hikâyesidir. 
Ve bir lütuf değil, vazifedir dokunmak… 
Sonsuzluğa açılan sevap kapısıdır. 
Allah’a olan merdivenindeki adımındır, dokunmak.. 
Sonra şükrün sırası gelir… Ve son söz, duâlarla söylenir. 
Dokunmayı nasip eden Yaratana, vesîle olan her şey için hamd gereklidir…
Kolay yoldan âhiret azığı, belki de buna denilmektedir. 
Ve hiç durmaksızın, el olmanın kıymeti bilinmelidir. 
Ve dokunmak, sevaplarla dolu bir hikâyeyi cennette dinlemektir… 

Fatma ALADAĞ - Şebnem Dergisi

4 Ocak 2013 Cuma

Kar tanesi gibi...

Üzerimize cemaliyle yumuşacık ve şeker tadında karlar indirip, 
celaliyle dağları ve yolları kara bürüyen Rabbimiz…
Kalplerimize kar tanesinin paklığını indir… 
Mutluluklarımızı kar taneleri sayısınca çok eyle…
Hüzünlerimizi rahmetinin dokunuşuyla kar taneleri gibi erit..
Dostluklarımızı her bir kar tanesi gibi özel ve güzel eyle…
Bizi senin rızan yolunda uçuşan kar taneleri eyle…
Günahlarımızı gufranının karında yıka ve temizle…

Senai Demirci

Hayırlı cumalar...

1 Ocak 2013 Salı

Emredilen yerlerde bulunun

Nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın,
Allahü teâlâ sizi görür.
Onun için, yasaklanan yerlerde değil,
emredilen yerlerde bulunun.

Seyyid Ebü’l-Vefâ Hazretleri (r.a.)

25 Aralık 2012 Salı

Ne cevap vereceksin?


Ey Gönül! 
Doğumla nişanlandığın Hakikî Sevgili'ye (cc),
Şebi Arûz günü ölümle nikahlanıp kavuştuğunda 
ve sana nişan öncesi âlemi ervahta sorulan 

"Elestibirabbikum (Ben sizin Rabb'iniz değil miyim)?"

kûtsî sorusuna 

"Belâ (Evet)"

cevabınla nişanının bir nişânesi olarak takılan AŞK yüzüğüne 
sadık kalıp kalmadığını sorarlarsa ne cevap vereceksin?..

Güzel namaz kılabiliyor muyuz?


Hâtem-i Zâhid (k.s.) hazretleri Âsım İbn-i Yûsuf hazretlerinin yanına geldiğinde Âsım (k.s.) ona sordu:

- Ey Hâtem namaz kılmayı güzel becerebiliyor musun?
O da 'Evet' deyince, Âsım (k.s.):

- Peki, nasıl kılıyorsun? diye sordu. Hâtem-i Zâhid hazretleri başladı anlatmaya:

- Namaz vakti yaklaştığında abdestimi sünnet üzere tazeliyorum ve namaz kılacağım yere dikiliyorum. Tâ ki her uzvum yerleşiyor.

Sonra Kâbe'yi iki kaşımın arasında, Makâm-ı İbrahimi göğsümün hizasında, Allah Teâlâ'yı mekândan münezzeh (pâk ve uzak) olduğu halde başımda hâzır ve kalbimdeki her şeyi bilir halde görüyorum.

Sanki ayağım sırat köprüsünün üzerinde; cennet sağımda, cehennem solumda, ölüm meleğini de arkamda hissediyorum ve kılacağım namazın son namazım olduğunu düşünüyorum.

Sonra ihsan ile (Mevlâ'yı görür gibi) iftitah tekbirini tekbirini alıyorum, tefekkürle okuyorum, tevâzû ile rükûa eğiliyorum, tazarrû ile secdeye kapanıyorum. Sonra tamamıyla oturuyor, ümitle teşehhütte bulunuyor ve sünnet üzere selâm veriyorum.

Sonra da o namazı ihlâsa teslim ediyor, korkuyla ümit arasında kalkıyorum ve bu hâl üzere sabra devam ediyorum.

Bunu duyan Âsam hazretleri:
- Ey Hâtem!Senin namazın böylemi? diye sordu. O da:
- Evet otuz senedir böyle namaz kılıyorum! deyince Âsım hazretleri ağlayarak şunları söyledi:
- Ben daha bu zamana kadar hiç böyle bir namaz kılamadım!

23 Aralık 2012 Pazar

Arzuhal


Ömer KARAOĞLU'ndan 

Hediye verildiğinde

Size bir hediye verildiğinde, ona misliyle mukâbelede bulunun.
Eğer buna gücünüz yetmiyorsa,
onu karşılayacak derecede kendisine duâ edin.

Hadîs-i Şerîf [Buhari]