6 Ocak 2013 Pazar

Kalpleri Kur'an'la doldurun

Kalpler boş zarflardır, Kur’ân’la doldurun.

Abdullah b. Mes’ûd Hz.

Yalnız Bir'i iste...

Bir’i iste, Bir’i oku, Bir’i ara,
 Bir’i gör, Bir’i anla, Bir’i söyle.

Molla Câmi (Sûfi v. 1492)


Yalnız Bir’i iste; başkaları istenmeye değmiyor.
Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
Biri talep et; başkaları lâyık değiller.
Biri gör; başkalar her vakit görünmüyorlar, zevâl perdesinde saklanıyorlar.
Biri bil; mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
Biri söyle; Ona âit olmayan sözler, mâlâyânî sayılabilir.

Bediüzzaman Said Nursi rh.a. /17. Söz

Âhiret hayâtı

Fakat (siz) dünya hayâtını üstün tutarsınız!
Hâlbuki âhiret daha hayırlı ve daha devamlıdır!

A'lâ Sûresi; 16-17

Ellerini alıştır vedaya... Ve duaya…

Son defa bakıyorum sana bulutlar, gökyüzü… elveda!
Kuşların çığlığı, s/ağırlığı dünyanın... elveda!
Acıyanlarım bana; (da) elleri böğründe kalanlarım... 
üzülmeyin; biter bir gün, acı yanlarım… 
Salkım saçak sancılarım… elveda!

Ey gel geç Leyla, ey dünya… 
Ey kör sevdalarım... elveda... 
Ey, çöllerin Serabı… 
Ey, yandıkça yandıran tuzlu suyu denizlerin... elveda...

Atamadığım çığlıklarım... 
Yollardaki izim... Dinmeyen sızım... 
Besteleri boynu bükük sazım... elveda...

Gün b/atımları, hey! Dayanamam bu sarı/solgun bu "olgun" ayrılığa...
Bu her akşamki kıyamete... Ah, ben ki sabahlardan geliyorum... 
Birdenbire bu vakitli elveda?

Ellerini alıştır vedaya... Ve duaya…
Bak, avuçlarında tuttuğun zamanlar dağların ardına düştü... 
Titrek bir istasyona, çığlık bir v/edaya hazır mısın?

Ne zaman gelir bu giden bahar! Bu kış hangi ölümdür! 
Sonbahar yaprakları kaç veda mektubudur! 
Ömrümüz kaç elveda... 
Kaç sonbahar, kaç çığlık... 
Saydın mı aynalarda değişen yüzlerini...

Ellerini alıştır vedaya... Ve duaya…
Yol uzun... 
Her adım bir ayrılık... Kapı arkası gurbet ya...
Yaka paça götürüyorlar bizi...
Çocukluğumuzu, gençliğimizi...

Bilsen ki her an bir zelzele... Duysan ki ne velvele...
Sen iyisi mi ellerini alıştır vedaya...
Ve duaya... Her derde devaya...

Ali Hakkoymaz

Sevmek...

Bazen dayanmaktır sevmek;
hayat nereden vurursa vursun ayakta durabilmek…

Bazen yaşamaktır sevmek;
soluksuz ciğer gibi sevgisiz kalbin duracağını bilmek…

Bazen ağırdır sevmek;
sevdiğine layık olabilmek…

Ve bazen hayattır sevmek; 
birini çok uzaktayken bile, yüreğinde taşıyabilmek…

Özdemir Asaf

5 Ocak 2013 Cumartesi

İmtihan bâbında

Sev, yardımlaş, paylaş, selamlaş, dertleş; ama dayanma...
Dayanağın Hakk olsun, dostun da...
İşte o vakit, gelen de giden de bir olur.
Say ki sen bir kıyısın, gelip gidenler dalga...
Kimi okşar, kimi vurur, kimi değer geçer. 
Kimine mest olursun o dalgaların, kimine sinir...
Kimi zoruna gider, kimi hoşuna...
De ki! Rabbim, şu deryanın sahibi sensin! 
O halde bana, mahiyeti, şiddeti 
ve ziyareti ne şekilde olursa olsun, dalgalarını sevmeyi;
fakat her birinin ne de gelip geçici olduğunu unutmamayı nasip et!
Zira dalga bazen bir kişi, bazen bir olay olur da, imtihan bâbından geliverir...

Neslihan Nur Türk

Göz yaşların aksın


Hep sevindirici şeyler arama. 
Bazan seni üzecek şeylere yönel. 
Ağla, göz yaşların aksın. 
Çünkü Allah, göz yaşı akıtanları çok sever. 

Hz. Ebul Hasan-ı Harakani

Mutluluk kaynağı

Yorgun kalpler için 
duâdan daha dinlendirici bir mutluluk kaynağı yoktur. 

Muhammed Bozdağ

Dokunmak...


Bir elin hissediş hikâyesidir, bu satırlar… 
Gözler ellere takılır önce… Hüzünlü yüzüyle karşılıklı bakışmadadır eller… 
Anlar ki, orada yüzlerce kalp beklemektedir…
Ve yumruk olur eller ağırlığıyla yükün, yere doğru eğilir. 
Yapabileceği çok şey... 
vardır ellerin ve hissetmesi gereken paha biçilmez duygular… 
Bir kalbe dokunmak gereklidir şimdi… Boşuna değildir, hiçbir şey… 
Ve hiçbir şey kalplere giden yoldan daha anlamlı değildir. 
Yalnızca farkına varmak gerekir. 
Bir dokunuş, on parmağın ve de bir yüreğin yapabileceği şeylerdir. 
Ve bir eldir, şimdi yollarda olan… Bir kalbe dokunmaktır sevincinin adı… 
Tek isteği, sonu olan kâinatı aşmaktır, ulaşmaktır sonsuzluğa… 
Ve bunu bilir ki, kalpleri hissederek yapacaktır. 

Bir tabela vardır yolun başında, "Dokunmak nedir?" yazılıdır. 
Ve dokunmak, kalplere giden yolda anlatılacaktır. 
Muhtaç olan her kalbe uzanmaktır, dokunmak… 
El olmaktır, yüreklere serpilen sevinç tohumlarını taşıyan… 
Bir yetimin saçını okşamaktır. 
Bir tas çorbansa içtiğin şu dünyada, onu da paylaşmaktır. 
Ve dokunmak, yardım eli olmaktır… 
Tebessümünse tek servetin, onu da cömertçe sunmaktır… 

Dokunmak… 
Keşfetmektir, sevgiye aç olan kalpleri… 

Dokunmak… 
Aç olan karınların, ekmek kokulu sevgisidir. 
Bayramlarda beklenen bir parça etin rüyasıdır dokunmak… 
Kulluğun en anlamlı hikâyesidir. 
Ve bir lütuf değil, vazifedir dokunmak… 
Sonsuzluğa açılan sevap kapısıdır. 
Allah’a olan merdivenindeki adımındır, dokunmak.. 
Sonra şükrün sırası gelir… Ve son söz, duâlarla söylenir. 
Dokunmayı nasip eden Yaratana, vesîle olan her şey için hamd gereklidir…
Kolay yoldan âhiret azığı, belki de buna denilmektedir. 
Ve hiç durmaksızın, el olmanın kıymeti bilinmelidir. 
Ve dokunmak, sevaplarla dolu bir hikâyeyi cennette dinlemektir… 

Fatma ALADAĞ - Şebnem Dergisi

4 Ocak 2013 Cuma

Kar tanesi gibi...

Üzerimize cemaliyle yumuşacık ve şeker tadında karlar indirip, 
celaliyle dağları ve yolları kara bürüyen Rabbimiz…
Kalplerimize kar tanesinin paklığını indir… 
Mutluluklarımızı kar taneleri sayısınca çok eyle…
Hüzünlerimizi rahmetinin dokunuşuyla kar taneleri gibi erit..
Dostluklarımızı her bir kar tanesi gibi özel ve güzel eyle…
Bizi senin rızan yolunda uçuşan kar taneleri eyle…
Günahlarımızı gufranının karında yıka ve temizle…

Senai Demirci

Hayırlı cumalar...

1 Ocak 2013 Salı

Emredilen yerlerde bulunun

Nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın,
Allahü teâlâ sizi görür.
Onun için, yasaklanan yerlerde değil,
emredilen yerlerde bulunun.

Seyyid Ebü’l-Vefâ Hazretleri (r.a.)